KAYPAKKAYANIN TEORİK VE PRATİK DÜNYASINI KARAKTERİZE EDEN BAZI TEMEL NOKTALAR
Muzaffer Oruçoğlu
Kaypakkaya’nın Marksist yaşamının başlangıcı teoride esas olarak, dört kitaba dayanıyor: Komünist Manifesto, Kapital-1, Devlet ve İhtilal, Ne Yapmalı. Bu başlangıç dönemini, Mao’nun kitapları ile Büyük Proleter Kültür Devrimi üzerine yazılan yazıların okunması izliyor. Fabrika ve toprak işgalleri ile 15-16 Haziran İşçi Hareketi, onun pratik dünyasının merkezine yerleşiyor. Kaypakkaya’nın, Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet tarihini tahlil etme arzusunu harlandıran belli olaylar var. Bunlar:
1-Bir ay içinde, Mustafa Suphi ve yoldaşlarının katli, Çerkez ethem liderliğindeki Kuvâ-yi Seyyâre’nin yok edilmesi, ve Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası’nın (THİF) kapatılması,
2-Şeyh Sait İsyanı’nın bastırılması ve Takrir-i Sükûn Kanunu’nun ilanıyla komünistler başta olmak üzere tüm muhaliflerin tutuklanması. Kafası bu olaylarla meşgul olan Kaypakkaya, üstüne üstlük Dersim’de 70 bin köylünün katledildiğini Ahmet Kızıler, Ali Kılıç ve çevresinden öğrenmiş, Ermeni Kırımı’nın farklı bir biçimde sürdürüldüğünü düşünmeye başlamıştı. Bu düşünceler içindeyken okumalarını yoğunlaştırdı. Okuduğu kitaplar içinde Mustafa Akdağ, Emin Türkelçin ve Şnurov’u dikkat merkezine aldı. 1927’de, Sovyetler’de Çin Devrimi üzerine yapılan tartışmalar sırasında Stalin’in Kemalist hareket üzerine söylediklerini de göz önünde bulundurarak kendi görüşlerini oluşturmaya başladı. 1971’in ikinci yarısında, Siverek bağlarında, TİİKP Program Taslağı üzerine yapılan DABK toplantısındaki tartışmalarda görüşlerini biçimlendirdi ve aynı yıl TİİKP Program Taslağının Eleştirisi başlığı altında yazılı hale getirip, TİİKP Merkez Komitesi’ne sundu. Kaypakkaya’nın Mili Mesele yazısının oluşmasında özellikle iki kitap (Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı -Lenin, Marksizm ve Milli mesele-Stalin) ile yirminci yüz yıl Kürt ayaklanmalar tarihi tayin edici bir rol oynadı Kaypakkaya Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni birinci derecede önemsedi ve şu derslerin, komünizmin teorik hazinesini zenginleştirdiği kanısına vardı: 1-Sosyalizmin sınıflı bir toplum olduğu, sınıf mücadelesinin komünizme kadar süreceği ve bir değil, bir dizi kültür devriminin kaçınılmazlığı… 2-Asıl tehlikenin devrilen sınıflardan değil, devrim devleti ve komünist partisi içinde durmaksızın başkalaşan, öz ve biçim değiştirerek burjuvalaşan yeni burjuvaziden geldiği…
3-Emperyalist-kapitalist dünya şartlarında, sosyalist bir devletin, sosyalist maskeli, sosyal-emperyalist bir devlete dönüşebileceği…

